Soru eğer Celal Doluel kim ise; 28 Aralık 1960 yılında Samsun’da doğdu. İlk, orta, lise tahsilini bir yılı Çorum, bir yılı Ankara hariç Merzifon’da bitirdi. 17 yaşında, 1977 yılında İstanbul’a geldi. 32 yıldır da İstanbul’da.
1978 yılında İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi’ne girdi. O zamanki İÜ İktisat Fakültesi’nin İngilizce bölümü yoktu, ama çok iyi kadrolara ve donanıma sahip olduğunu hocalarını bir çırpıda sayarak savunuyor: “Hocalarımı hatırlıyorum. Yüksel Üken, Akın İlkin, Esfender Korkmaz, Toktamış Ateş, Gülten Kazgan’lardan, bir ekolün temsilcilerinden dersler aldık.”
ÖDP eski başkanlarından ve şu an parlamentoda bağımsız milletvekili olan Ufuk Uras, Mehmetali Ağca o dönem İÜ İktisat’taydı.
Derslerin dışında sporla ilgileniyordu. Merzifon’dan Galatasaray Genç Basketbol Takımı’na transfer olmuştu. Aynı zamanda İÜ basketbol takımındaydı. 1969- 1970’te başladı, 1978’de Galatasaray’a transfer oldu, en son Profilo’dayken, 1980-81’de basketbolu bıraktı. İÜ’deyken takımları şampiyon oldu. “Çok keyifli günlerdi” diye anımsıyor.
Okul biter bitmez, 1983 yılında iş hayatı başlıyor. Babası ısrar ediyor, ancak o memleketi Samsun’a dönmüyor, İstanbul’da kalıyor. Eyüp Canpolat, Can Katürmoğlu ile birlikte Doğu Karadeniz Nakliyat Ambarı adlı bir şirkete ortak oluyor. Ortaklardan ikisi bir süre sonra ayrılıyor. O tek başına kalıyor. Neden mi?
Hayat, Celal Doluel’i hızlandırılmış bir kursa tabi tutuyor, ani ve büyük dersler çıkardığı bir olay yaşıyor. 1985 yılında iflas ediyor.
O günlerini; “o zamanki iflaslar, bu zamanki iflaslara pek benzemezdi. Aile varlığı da dahil herşeyimizi kaybettik. İflastan dolayı 35 milyon lira borcum oluştu. Hiçbir şeyim kalmamıştı” diye anlatıyor.
Şirketin gizlenen, geriye dönük vergi - sigorta borçları altından kalkılamayan bir yük halini alınca ceketini alıp çıkıyor.
“İflas sebebiniz ne idi?” diye sorunca, net bir cevap veriyor; “aldatıldım. Çok genç olmam, o tarihlerde kendimi çok akıllı, herşeyi anladığımı ve bildiğimi sanmam da aldatılmamda etkili oldu. Yaşadıklarını tam bir cahil cesareti hadisesi diye değerlendirdim diye özetliyor.
“Peki, bundan ne anlam çıkardınız?” diye sorunca da “hayatımda başıma gelen en iyi olaydı diye bakıyorum. Çünkü, o zaman hayatı öğrendim. İnsanlara ne ölçüde güvenmek gerektiğini, gerçek başarının nereden geçtiğini, paranın, ticaretin ne olduğunu bana öğretti. Gerçi öğrenmenin sonu yok, hâlâ çok şeyler öğreniyoruz…"
Gün geliyor patronu olduğu yerin 3 dükkan ötesinde bir işçi olarak çalışıyor.
Tam o sıralarda kargo taşımacılığı yeni yeni gelişyordu. Derken Express Kargo’ya bölge müdürü göreviyle geçiyor. Bir süre sonra bölge müdürü oluyor. Ardından da genel müdür.. Doluel’in uzun yıllar devam edecek olan profesyonel kargo hayatı böylece başlıyor.
1995, Ulusoy ailesi ile ilk tanışma
Sene 1987 olunca askere gidiyor. Kısa dönem askerlikten sonra 1986 yılında başladığı Express Kargo’da 1991 yılına kadar çalışıyor. Hissesini de alarak oradan ayrılıyor. Ardından 9 ay İstanbul Express Kargo’da genel müdürlük yapıyor ve nihayet Ulusoy ailesi ile tanışıyor. 1995 yılına kadar Ulusoy’da otobüslerden sorumlu genel müdür görevini yürütüyor.
Yılmaz Ulusoy’a bağlı çalıştığı o yılları, “Benim için değişik bir deneyim oldu, farklı bir okuldu Ulusoy” diye anımsıyor. 2 yıl böyle geçiyor. Birgün eski patronu Ajlan Yanaşan, sendikal mücadelenin de etkisiyle işleri bozulunca Doluel’i geri çağırıyor. Ahde vefa diyor, 1995 Eylül’ünde geri dönüyor. 1997 yılına kadar yine Express Kargo’daki görevine devam ediyor. 1996 yılına gelince, “bütün ticari hayatımda görmediğim bir şey gördüm. Pasif sezonda aktif sezondan daha fazla iş yaptık. Öyle bir asıldık ki, ekibimizle inanmıştık ve başardık. Prim sistemi koymuştuk, çaycısından genel müdürüne kadar herkes çok para kazanıyordu. Patron da çok memnundu. 1997’ye gelindiğinde herhalde kazanılan para çok geldi ki, benimle bağdaşmayan birtakım durumların olduğunu tespit ettim, ve her zaman yaptığım gibi inanmadığım hiçbir işi yapmadım, hiçbir yerde durmadım. Ayrıldım” diye anlatıyor.
Ayrılmasına sebep kendisi ile “bağdaşmayan birtakım durumların” nedenini sormuyoruz.
Onun yerine hem insan taşımacılığı hem de yük taşımacılığı faaliyetlerinde önemli görevler üstlenmiş Doluel’e iki alanın farkını soruyoruz. Doluel, farkı şöyle özetliyor:
“Yükler belli bir süre sonra konuşmaya başlar. Örneğin, buradan Almanya’ya yük gönderiyorsanız, yükün sahibi 2 gün sonra konuşmaya başlar. Ama yolcu otobüse adım atar atmaz şikayetlere başlar. Aradaki temel fark budur. Ona göre süreçleri yönetemezseniz, lojistiği bilmiyorsunuz demektir.”
Yine Ulusoy’a çağrılınca hemen dönüyor ve, “zaten benim hayatımda böyle bir şey var. İki kez Ekspress Kargo, iki kez de Ulusoy. İki patronla da herzaman öpüşerek ayrıldım. Hiçbir zaman aramız kötü olmadı. İkinci gelişimde Ulusoy Kargo genel müdürü oldum ve doğrudan Saffet Ulusoy ile çalışıyordum. Ulusoy’un tarihinde iki ayrı partonla ayrı ayrı çalışabilen tek kişi olduğumu düşünyorum. 2 yıl da öyle geçti. Fakat, Ulusoy ailesi kargo sektöründen çekilme kararı aldı. Sebebi; işçi yoğunluklu bir sektör olması ve havayoluyla rekabetten dolayı Ulusoylar zaten çok yatırım yapmıyorlardı ki, otobüste de küçüldüler” diye açıklıyor.
Cargo&Cargo
Ulusoy Kargo’yu Celal Doluel’e teklif ediyorlar. Hesabını kitabını yapıyor, yüzde 30’una bir de ortak bularak Ulusoy Kargo’yu Eylül 2000’de satın alıyor. 1 günde bütün Ulusoy Kargo tabelaları Cargo&Cargo diye değişiyor. Girişim, piyasada bir profesyonelin çalıştığı şirketi alması ve Ulusoy yerine başka bir isim kullanması cesaret, bu işin yürüyemeyeceği, profesyonel de olsa bu işin altından kalkamayacağı, sermayesinin yetersiz olacağı, müşterilerin mal vermeceği, maaşları ödeyemeyeceği gibi söylentilerle karşılaşıyor. Basında yer alan bu yaklaşımlar yetmezmiş gibi 2001 yılı krizi patlıyor.
Döviz kurları ve gecelik faziler çıldırasıya fırladı. Krediler geri çağrılıyordu, piyasada herşey allak bullaktı. Şirket ortağı olan bitenden çok ürküyor ve ayrılıyor.
Celal Doluel aynen devam ediyor ve o dönemde işlerini 5 kat büyütüyor. O zamanki TNT Express satın almak istiyor. Ardından Arkas ve Arıkanlı Holding’ten teklifler geliyor. Arıkanlı Holding’i tercih ediyor. Hisselerin yüzde 25’i kendisinde kalmak koşuluyla yüzde 75’ini Arıkanlı Holding’e satıyor. Arıkanlı Holding, Yurtiçi Kargo, Yurtiçi Lojistik ve Cargo & Cargo’nun 9 bin 500 çalışanın bulunduğu bir yapının taşıma grup başkanlığı Celal Doluel’e teklif ediliyor. O da kabul ediyor. 4 – 5 ay çalışıyor, ama “frekanslarımız tutmadı” dediği sebeple ayrılıyor. Ayrılırken yüzde 25 hissesini de devrediyor.
Kargo denince akla ilk
Celal Doluel geliyordu
Celal Dolul ismi “kargo sektörü” ile özdeşleşiyor. O alanda çok emekleri geçiyor. Kargocular derneği Karid’in kurucu üyelerinden birisidir. Derneğin başkanlığını da yaptı. “Kargoda Ali okulundan başlayıp, üniversiteyi bitirdik gibi bir şey oldu. Kargo Taşıma Kanunu’nun çıkmasında da çok emeklerim oldu” diyor.
Doluel’e göre nakliye sektörüne bakıldığında kamyonla başlayan süreç, depolamaya, kargoya, uluslararası taşımacılığa ve lojistiğe kadar uzuyor.
Örneğin, Cargo&Cargo, Beymen’den tutun birçok firmaya outbound ve inbound lojisitik sunuyordu. Örneğin, Shell’in kart operasyonlarını (kartta taşınan bilgiler, basım ve dağıtım dahil) Cargo&Cargo yapıyordu. 2001 yılına gelindiğinde barkod sistemleri kullanıyordu. Şirketlerin içinde konuşlanmıştı. Dağıtım ağları ve depolarıyla birlikte aslında tam da lojistik yapıyordu. Ancak, bu hizmetlerin karşılığını müşteriden alamadı.
Textil deneyimi
4 – 5 aylık bir dinlenmenin ardından sıkılınca, herşeyini kontrol edebileceği bir arayışa giriyor ve gidip “batmakta olan” Lal Tekstil adlı bir şirketi satın alıyor. Gün geliyor Gümrük Bakanlığı, Azerbaycan Vergi Bakanlığı gibi kamu ve bazı özel sektör kuruluşlarının kıyafetlerini yapıyor. Bu girişimi basında “bir başarı hikayesi” diye değerlendiriliyor.
Bir iki yıl geçince “onun paçası uzun, bunun kolu kısa” şikeyetlerine dayanamıyor, “baktım bana göre bir iş değil” diyor ve ortağına devredip ayrılıyor.
Sene 2005’in sonunu gösteriyordu ki, Alican Ulusoy kargo şirketi için birlikte çalışmayı teklif ediyor. Hatta şirketin şube ve araç modelleri dahil bütün altyapı çalışmaları tamamlanıyor, ilk elemanlar da işe alınıyor. Ancak, tam o dönemde Ulusoyların ayrılması gündeme gelince bu girişim durduruluyor.
Ayrılma süreci sancılı ve uzun sürdü. Alman Ziegler bir ortak arıyordu, Doluel’in de ortak olduğu Ulusoy – Ziegler şirketi oluştu. Oluşumdan sonra ayrılma tamamlandı. Oradan gelen şirketler nakliye, lojistik hizmeti sunmuyordu, dolayısıyla belge veya izne sahip değildi. Sahip olduğu 12 adet UBAK belgesini bile alamadı. Böyle olunca şirket yeniden kuruluyormuş gibi elden geçiriliyor.
Ve bugünlere gelindi...
Lojistik vizyonu
Doluel’e göre, dünya 4PL’lere doğru ilerleye dursun, üretim noktasındaki işler; gerek hammadde, gerekse maul madde oluşana kadar geçen tüm süreçler lojistik hizmet sunucuları tarafından yönetilecek. Bir adım ötesi olan satış ve pazarlama ağlarının yönetimi de yine lojistik firmalarına geçecek.
Dünyadaki lojistik hizmet yapıları da buna göre oluşacak ki, bu yönde adımlar atılıyor.